Kayıtlar

O GÜN

Resim
                                                                                 O Gün   Arzu sabahın ilk saatleri provaya geç kalmamak için koşturuyordu. Mor menekşeli tokasını bir türlü bulamadığı için evden çıkamıyordu. Prova saati de yaklaşmıştı.  Biraz daha  aramaya devam ederse geç kalacağını düşünerek ayakkabı bağcıklarını bağlayıp okula doğru koşturdu. Arkasından Mehtap, yorgun bir sesle, ‘‘Arzu,  Arzu !’’ diye seslendi. Arzu isminin boş sokakta yankılanmasıyla ardına baktı, ‘‘Sen de mi geç kaldın?’’ diyerek Mehtap’ın koluna girdi. Mehtap la Arzu  ikinci sınıfta tanışmışlardı. Babasının vefatından sonra Mehtap  annesiyle  Arzuların üst mahallesine taşınmıştı. Annesi ‘‘Eski evin kirası yüklü geliyordu.’’ diyordu. Mehtap, okula tek gelir gider, annesi de hiç çekinmezdi bu durumdan. Arzu ise her zaman annesiyle okula giderdi. ‘‘Her sene"bir sene sonra tek gideceksin.’’ diyen annesi, asla Arzu'yu bir kilometre uzaklıktaki okuluna tek yollama cesaretini bulamazdı kendinde.

ALTINCI KOĞUŞ/ANTON ÇEHOV

Resim
  ANTON ÇEHOV Çocukluğu, babası tarafından şiddet ve baskıya maruz kalmış bir aile yapısıyla geçmiştir. Babası dindardı. Anton ve kardeşlerinin de bu şekilde yetişmesi konusunda baskıcıydı. Fakat, Anton ilerleyen yıllarda inançlı olmayı reddederek Ateist olmayı seçti. İleriki zamanlarda da Kendisini kilisede huzursuz hissettiğini itiraf etmiştir. Kısaca, sorunlu bir geçmişe sahip, diyebiliriz. Ve yazılarında ‘’babası Pavel Çehov, bazı tarihçiler tarafından oğlunun iki yüzlülükle ilgili birçok portresi için bir model olarak görülmüştür. Anton, durum hikayeciliğinde ön plandadır. Altıncı Koğuş: ‘‘Namuslu değilim, ama ben tek başıma bir hiçim, kaçınılmaz olan sosyal kötülüğün küçük bir parçasıyım sadece. İlçedeki bütün memurlar da zararlı kişiler hepsi havadan para alıyorlar. Demek ki namuslu olmamamın suçlusu ben değilim, zaman. İki yüz yıl sonra doğsaydım bambaşka biri olabilirdim.’’ Rusya Akıl Hastanesi            Kitapta mekân olarak üç kesimden oluşan bir akıl hastanesi k

Beklemek

Resim
  BEKLEMEK   Daha dünyaya gözlerimizi açmadan anne karnında başladığımız bir eylemdir beklemek; ‘‘âna ân eklemektir.’’ Bu bekleyiş, başımıza gelecek bekleyişlerin en güzelidir. Çift bir eylemdir. Annemiz paylaşır bunu bizimle. En çok o bekler. Yükümüz hafiftir. Hep çift yürek bekleyeceğiz sanıyorken bir bakarız ki tek yürek sabretmeyi öğreniyoruz. Hayat bir bekleyişin ürünüdür. Yarınları bekleriz, birilerini bekleriz, aynı anda birçok şeyi bekleriz. Beklemenin bir sonu yoktur. Bekle, dendiğinde kelimenin de ayrı bir yükü olur. ‘‘-mek’’ eki geldiğinde de (beklemek) kelime çok yorgun bir biçim alır. Hayat bekleyenler için çok yavaştır. Dünyanın bir tam dönüşü, bir günü buluyorsa; beklediği olan insana üç gün boyunca bu dönüş anca tamamlanmış gibi gelir. Bazen bu üç asra uzanır da dünya bir türlü dönüşü tamamlamaz... Herkesin bir beklediği vardır. Lakin, herkes hakkını verir mi bu beklemenin? Gelmeyeceği beklemek; en sancılı halidir. Aslına bakarsak, yokluğu iliklerinde hissetmektir

Bu Ülke/Cemil Meriç

Resim
CEMİL MERİÇ BU ÜLKE "Basü badel mevt" Bu Ülke kitabı, okurken kendi fikirlerim ile savaşmama neden olan, Cemil Meriç’in başarılı görülmeye layık bir eseri olmuş. Kitabın başında okumak için var olunmuş bir hayat, kendi varlığı ile kitapları adeta bütün hisseden bir fikir adamı bahsi var. Daha sonra bizi kronolojik hakiki bir entelektüel olma yolu karşılıyor. Cemil Meriç’in bir kelime üzerine bile haddinden fazla düşüncelere daldığına emin olduğum bu eser; Doğu-Batı çatışması, sağ-sol ayrımı, ileri-gerici, aydınlık ile karanlık gibi yıllardır süregelen -hiç yok olmayacak- bu konuları, doğrusu-yanlışı ile kendi merceğinden ele almış.Kitabın başında Yazarın fikir dünyasının nasıl geliştiğini ve onun hakkında derin bilgi sahibi olmak benim için kitabı anlaşılır kılan yanlardan biriydi. Tanıdıktan sonra okuduğum cümleler hep şekil değiştirmiştir. Sondaki kanaviçe bölümü de Meriç’i daha iyi anlamamı sağladı. O bölümdeki Meriç’in açıklamalarını, insanda kitabı okuma isteğini yükselt

Spor Hayatınızı Yapılandırır

Resim
                    Kickboks yapan insanlar koşuda oldukça iyidir. Ayak kasları iyi geliştiğinden rahatlıkla uzun yol yürüyebilirler.   Ağır bir şey kaldırılacağı zaman dışarıdan bakıldığında zayıf görünen sporcu biri çok sağlıklı bir şekilde ağırlığı kaldırabilir.    Boks yaparken zihnimizi canlı tutmamız gerekir. Rakibi iyi izleme yeteneği günlük hayatımızda oldukça işimize yarar.      Bir şeye odaklanma, genel düzeni takip etme, iş hayatındaki sorumlulukları zihinde uzun süre tutabilme gibi bize birçok güçlü yön katar.      Çoğu insan sol elini kullanırken kendini güvensiz hisseder ve sağ el ile yapacağı bir işi sol el ile yaparken tereddüt eder. Kickboks sol elin asıl gücüne kavuşmasını sağlar ve sağ elimizin gücünden bir farkı kalmayacak kadar sol kolumuzuda dinç hissettirir.   Gerçek bir sporcu ruhuna sahip insanlar; günlük hayatlarında da amaçları için antrenmanda acı çektiği ve pes etmeyip durmamayı öğrendiği gibi kariyer isteği için de aynı azimle hedefine koşmayı öğrenir    

ARANAN

Resim
Ah yalnızlık, Bazı günler acıtıyorsun şuncacık yüreğimi, Kimi zaman da b ayılıyorum ya sana İşte o günler çok aranıyor şu sıra Nerelerdesin?  Etrafım kalabalık, nemli buralar, nefes dolu odalar Daralıyorum. Cinslerimle oturmak rahatlatmıyor içimi, Ruhumu seviyorum yalnızca  Onunla baş başa oturduğumdaki gibi değil şu aralar  Arıyorum seni, Belki o gün çok kızdım sana, çekip gittim. Ama hiç bilemedim buraların beni boğacağını, kasıp kavurabileceğini  Al bir kahve çık gel bana,  Yalnız seninle hatırlaşayım şu dünyada.  Ah ölümlü dünya,  Bazı günler çok korkutuyorsun bedenimi Sana kendimi vereceğim diye ödüm kopuyor Nefsimi bir direğe bağlıyorum, kilidini yuttum sanırım  Açamıyorum sana beni Bendeki ruh yalnızca senden uzaklaştığımda oturuyor benimle Çok uzaksın isteklerime, yapmacıksın. Yuvarlağının içinde savruluyor güzelliklerin Ah güzellik,  Ne önemli merdutsun sen  Yoksan dönüp bakmıyor kimse,  Varken boğuyorlar, üst üste gelip gitmiyorlar  Kovuyorum hepsini ama nafile  Varlığına köl